Küçük Beyaz Bulut

kbb2

Pek çok şeyi anlamak için yaşım gençmiş, öyle diyor o kocaman bulutlar. Büyüyünce anlarmışım. Diğerlerine göre hayli küçük bir bulut olmama karşın nedense sorularım onları ürkütüyor. Neden bulut olduğumuzu, yağmura dönüşmeden yeryüzüne neden inemediğimizi, neden daha yukarılara çıkamayıp havada asılı kalmak zorunda olduğumuzu, oradan oraya sürükleniyor  olmamızın anlamını sorduğumda hep zamanı gelince anlarsın deyip geçiştiriyor, cevap vermekten kaçınıyorlar.

Çevremdeki bulutların ise hiç öyle takıntıları yok. Soru sormazsam rahat edermişim diye öğüt bile veriyorlar. Baktım bizimkilerden hayır yok, sorularımı bizleri oradan oraya savuran rüzgâra yöneltmeye karar verdim. Dünyayı gezmiş ve pek çok bulut tanımış olduğuna göre görmüş geçirmiş olmalıydı. Sakin bir sabah birlikte hareket ettiğimiz rüzgâra “neden bizler hep buradayız, aşağıya gidemez miyiz? Beğendiğim bir yerde kalmak istesem ne yapmalıyım?” gibi sorular sordum. Başlangıçta cevap vermek istemese de ısrar ettiğimi görünce dili çözüldü.

- Çelimsiz zayıf bir rüzgârken ben de hep böyle sorular sorardım. Kimse yanıt vermez, büyüyünce anlarsın derlerdi. Büyüdüm güçlendim ama sorular hep yanıtsız kaldı. Baktım kimsenin bir şey bildiği yok üstelik sordukça herkes rahatsız oluyor diğerlerinin yaptığını yapıp sormaktan vazgeçtim. Senin vazgeçmene gönlüm razı değil ama sorularının yanıtını bilmiyorum. Bizler yere yaklaşsak hatta esip gürleyip bir şeyleri önümüze katıp havaya savursak da aynı yerde sürekli kalamıyoruz. Gerçi yeryüzündekiler de denizlerin içinde veya havada sürekli kalmayı başaramıyor. Ama neden böyle bilmiyorum. Bunca yer gezdim aşılamaz sanılan sınırlardan ve onları aşmak için çabalayanlardan başka bir şey görmedim. Tüm bunların anlamını sormayı bırakalı da çok oldu. Kime sorsam anlamı olmak zorunda değil böyle yaratılmış deyip geçiveriyordu. Sonunda ben de onlara katıldım. İyisi mi; sen bu soruları yüce dağ başındaki bilge beyaz buluta sor.

Son cümle fısıltı gibi çıkmıştı. Başka soru sormama fırsat bırakmadan kuvvetli bir esintiyle dağ başına doğru hareketlenmemi sağladı. Uzaklaşırken “gideceğin yeri biliyorsun, rüzgârını da kendin bulmalısın. Sorularının peşini bırakma, dönüp geldiğinde seni dinlemek için sabırsızlanıyorum” diyerek uzaklaştı. Yolda başka rüzgârlara da derdimi anlatıp bilge beyaz buluta gidebilmek için yardım istedim. Çoğu yüzüme bile bakmadı. Arada ters rüzgârlara yakalanıp savrulsam ve soğuk hava akımları gövdemi küçültse de dağın başına ulaşmayı başardım. Çok yorulmuş ve iyice ufalmıştım. Bilge bulut çok yüksekte olmasına karşın yere hepimizden daha yakındı. Üstelik öylece orada kalabiliyor pek kolay yer değiştirmiyordu. Yaklaşabilsem de şiddetli rüzgârlar orada tutunmama engel oluyordu. Bilge bulut yardım edip eteğinin altında yer açmasa fazla dayanamayacaktım Bilge beyaz bulut rüzgârlardan haberimi almış olmalıydı. Soluklanmama fırsat vermeden “bana soracakların varmış delikanlı, sor bakalım” diyerek söze girdi.

kbb8

Gerçekten çok heybetli görünüyordu. Ancak öyle içinde şimşekler çakan yağıp yağdıran her daim kendiyle bile kavga eden bulutlardan değildi. Aksakallı göbekli sevimli bir ihtiyarı andırıyordu.

- Bilge bulut söyler misin: biz niye böyleyiz?

- Nasılız yani? Ne demek istiyorsun?

- Yani niye bir bulut olarak yaşamak gökte asılı kalıp oradan oraya savrulmak arada yağmur olup yere insek de hep havada kalmak zorundayız? Ne yukarı çıkabiliyoruz ne aşağı inebiliyoruz. Üstelik birimiz birimize pek benzemesek de rüzgâr geldiğinde hepimiz aynı hizaya geliyor sürüklenip gidiveriyoruz. Tüm bunlar neden? Biz niye böyleyiz?

- Şu güzelim gökyüzünde bir bulut olmaktan şikâyetçi misin? Sen de diğerleri gibi göğün bir parçası olarak yaratılmışsın ve yeryüzünden bakanlar senin bulunduğun yerde olmak oradan yeryüzüne bakabilmek için çırpınıp hayaller kurarken, yerini mi beğenmiyorsun?

- İşte sen de diğerlerinin yaptıklarını yapıp soruları yanıtlamak yerine bu sorulardan vazgeçmemi halime şükretmemi istiyorsun. Boşuna gelmişim buraya kadar. Ben tüm bunların bir anlamı olmalı diye düşünüyor ve onu arıyorum. Siz bilge beyaz bulut diye anılıyorsanız veya ben sorular soran küçük beyaz bir bulut isem bunun bir anlamı olmalı.  İşte bu anlamı arıyorum.

Bilge beyaz bulut bir süre düşündü. Bilge beyazın tepesindeki bulut yoğunluğu hızla yer değiştiriyor kaynıyormuş gibi görüntü veriyordu. Arada bir şimşek çaktığı bile oldu. Sonra sakinleşti. Küçük beyaz bulut ise saygısızlık yapıp kızdırdığını düşünüyor onca yolu gelmesine karşın eli boş döneceğini düşünüp buraya gönderen rüzgâra sövüp duruyordu. Bir süre sonra suskunluğunu bozdu.

- Serzenişte bulunmakta haklısın küçük bulut. Lakin bu dünya bildim bileli hep böyle. Bizler bulut olarak gelir geçer, arada yağmur olur yeryüzüne iner sonra bir şekilde gökteki yerimizi alırız. Vaktin birinde bunun neden böyle olduğunu sorgulamak yerine senin gibi anlamını sorgulayan bir insanla tanışmıştım. Dağ başında yalnız olduğumu düşündüğüm bir anda ortaya çıkıp benimle birlikte o dağın üstünde yaşamaya başlamıştı. Bana bakıp konuşuyor her gün bir şeyler anlatıyordu. O da senin gibi bir anlam arıyordu. Başkalarından farklı olmak, sınırlarını aşmak değildi aradığı. Bazen ellerini açıp senin gibi sorularına yanıt vermemi bekliyordu. Ne kadar kaçarsa kaçsın diğer insanlardan çok daha farklı olamıyor çırpınıp yükselse, uzaklara ve yükseklere ulaşmaya çabalasa da ayağını bastığı yere geri dönüyor olmaktan hiç hoşlanmıyordu. Akşamları gün batarken o da senin gibi “Neden böyle? Neden böyle?” diye haykırıyordu.

- Sonra ne oldu? Sorularına yanıt bulabildi mi?

- Elimden geldiğince ona yeryüzünü, doğayı ve güzellikleri göstermeye çabaladım. Güneşin önüne perde olup sadece görmesini istediğim yerleri gösterdim. Doğada herkesin ve her şeyin benzerleri gibi olmak zorunda olduğunu anlatmaya çabaladım. Bütün bulutların üst kısımlarının farklı şekil, boyut ve kabarıklıklar gösterse bile alt kısımlarının hep düz olduğunu havaya tutunabilmek için böyle olmak zorunda olduğunu gösterdim. Üst kısımları hızla şekil değiştiren yükselip alçalan, kaynayan ve bazen kendi içinde kavga bile edebilen değişken görünen bulutların alttan bakıldığında birbirine benzediğini anlattım.

- Sonra ne oldu?

- O zaman aradığı anlamı daha da yukarıdan aşağıya bakabilenlerin bilebileceğini söyleyip dağı terk etti. Uzaklaşırken güneşe yakın olup onunla konuşabileceği bulutsuz yerlere doğru gideceğinden söz ediyordu. Yani sorularına yanıt verebilmeye çalışsam da başaramadım. Ancak o keşiş haklı olabilir. Aradığın anlam için güneşe de gitmeni öneririm. Dönüşte anlatacaklarını merakla bekliyorum.

kbb4

Bu sözlerden sonra küçük beyaz bulutu eteğinin altından çıkarıp sert esen rüzgârlardan biriyle sıcağın daha çok hissedildiği bölgelere doğru yola çıkardı. Eşlik eden rüzgârlar yüzünden bu kez yolculuk daha kolay görünüyor, yaklaştıkça bizimkinin heyecanı artıyordu. Güneşin aydınlatıp ısıttığı bir yere geldiklerinde çevrede kendi gibi küçük beyaz bulutların toplandığını fark etti. Üstelik onlar da kendi gibi sorularını yanlarına almış güneşe yaklaşmaya çalışıyorlardı. Daha cevval olanlardan bir tanesi bizimkinden önce güneşe” Sevgili güneş biz niye varız? Görüntülerimiz bu kadar farklıyken davranışlarımız neden bu kadar birbirine benziyor? Sen neden tek ve herkesten, her şeyden farklısın?” Diye seslendi. Diğerleri çıt çıkarmadan gelecek yanıtı bekliyordu. Güneşin yüzü aydınlandı. Gülümsedi ve konuşmaya başladı.

- Buradan bakınca hepiniz o kadar farklı görünüyorsunuz ki hiç biriniz diğerine benzemiyor. El ele tutuşup gelmişsiniz ama hepiniz şu küçük beyaz bulut gibi tek olmaya çabalıyorsunuz. Sorduğunuz sorunun ise ne yazık ki tek bir yanıtı yok.

“Nasıl yani? Siz de mi bilmiyorsunuz? Diye üsteledi küçük beyaz bulut. Güneşin yüzünde sevgi dolu bir ifade belirdi.

- Aradığın anlam her gün ve her saat değişebilir. Üstelik güzel olan da budur. Bugün buraya sorularınıza yanıt bulmak için geldiniz ama az sonra bir kısmınız kurak yeryüzüne yağmur olup inecek ve oradaki canlılar için anlama dönüşeceksiniz. O zaman göğe yeniden yükseldiğinizde kendinize bakıp anlam arayacağınıza gölgenizin nereye düştüğüne, damlalarınızın nereyi ıslattığına bakıp küçük anlam kırıntılarını toplamaya başlayacaksınız. Diğerleri gibi sürüye uyup oradan oraya savrulmak yerine yeryüzünde bıraktığınız anlam kırıntıları ile avunacak, şekilden şekle girip acı çekseniz de mutlu olacaksınız.

- Peki ya sonra?

- Sonrası veya öncesi yok. Hayat, yeryüzü, gökyüzü hep böyle başkaları ile anlam kazanacak ve tüm bunları sizden ve benden başka bilen olmayacak. Hadi şimdi gidin. Ne olmak veya nasıl yapmak istediğinize karar verin.

“İyi de hepimiz birbirimize benziyoruz hangimizin ne yaptığını kim bilecek, kim anlayacak?” diye üsteledi küçük beyaz bulut. Bu sözler üzerine güneşin gülümseyen aydınlık yüzü dalgalandı. Hafiften öfkelenmiş gibiydi.

- Sen kim için, ne için ve nerede anlam üretirsen, hangi hayata dokunup anlam bırakırsan sadece orada bir parçanı bırakmış olacaksın. Parçaları birleştirip bütünü görmeyi olasılıkla kimse başaramayacak ama büyük bir anlamın küçük bir parçası olduğunu bileceksin. Eh bu da sana yetmiyorsa hiç başlama. Git o kendinden başka bir şeyi merak etmeyen koyu gri, hep kavga eden başkalarının kendini nasıl gördüğü ile ilgilenmekten hiç vazgeçmeyen kimseye hayrı olmayan bulutların arasına karış ve orada yaşa.

kbb3

Küçük beyaz bulut gülümseyerek “şimdi anladım, teşekkür ederim. Bu buluşmanın ve konuştuklarımızın sizin için de o anlam kırıntılarından birine dönüşmesi için çalışacağım, göreceksiniz” diyerek güneşin yanından uzaklaşmaya başladı. Güneşin aydınlık yüzünden küçük beyaz buluta bir ışık huzmesi uzandı.

“Şimdi gidebilirsin küçük beyaz bulut. Yolun açık olsun, ışığım hep üzerinde olacak, ha bir de görürsen söyle o bilge beyaz buluta dağ başında oturup duracağına rüzgara sırt çevirmesin, gezinsin, işe yarasın biraz.” diyerek uğurladı.

O günden sonra küçük beyaz bulut arkadaşları ile bir araya gelerek güçlü yağışlar bırakan, gölgesiyle varlığını hissettiren, yağıp gürlediği yerlerde, dokunduğu hayatlarda izler bırakan, bıraktığı izleri kendi gibi sorularına yanıt arayan küçük bulutlarla paylaşan, paylaştıkça sevilen bir bulut olarak gökyüzünde gezinmeye başladı.

Küçük beyaz bulutun boyu posu artmasa hep öyle küçük beyaz bulut olarak kalsa da diğerlerinden farklı olmayı başardı. Kendi gibi meraklı küçük beyaz bulutlara yol gösterip yeryüzündeki hayatlara anlam kırıntıları katmaktan ise hiç vazgeçmedi.

Hani gün gelir güneşin ışığıyla kutsadığı beyaz bir bulut gözünüze ilişirse bilin ki küçük beyaz bulut sizin hayatınıza da anlam katabilmek için oradadır. Çekinmeyin, kapatın şemsiyenizi bırakın dokunsun hayatınıza.

Mehmet Uhri

5 Responses to “Küçük Beyaz Bulut”

  1. Nuray Bassullu diyor ki:

    Merhaba Mehmet Bey
    Tamamen tesadufen gecen yil farketmistim oykulerinizi
    Bugunku de oyle uygun bir zamanda geldi ki
    Zaman zaman anlam arayislarimiz ve yanitin kendi icimizde oldugunu bilsek de oraya bakmak genellikle korkuttugu icin kendimiz gibi arayis icindekilere sorup bazen bundan bile bikip usanip her seferinde kendi icimize bir daha yeniden göz atmak durumunda kaldığımız o anlardan birinde bir kucuk beyaz bulut ile daha karsilastim cok sevindim. Cok begenerek okuyorum oykulerinizi ellerinize saglik
    Simdi bu oykuye ihtiyaci olan bir kucuk buluta gonderecegim eminim cok mutlu olacak

    Sevgiler

    Nuray Başsüllü

  2. Yüce Ayhan diyor ki:

    Küçük beyaz bulutlara -umutlara- çok ihtiyacımız olan şu anlamsız günlerde iyi geldi.
    Eline sağlık.

  3. ağzına ve yüreğine sağlık her yaşta insana ince mesajlar verebilmenin mutluluğunu hep yaşa

  4. seo yapar diyor ki:

    Sitenizi beğeniyorum teşekkürler

  5. yaren diyor ki:

    Bulut tamirciliği işte tamda bu..
    duygularınıza sağlık tebrik ederim
    insanların hayatlarına güzel izler bırakma dileği ile.

Leave a Reply