30 Lira 50 Kuruş

8728603

Anadolu’da bir devlet hastanesinde iç hastalıkları uzmanı olarak görev yapan sınıf arkadaşımdan elektronik posta aldım. Yazdıklarını biraz gülerek fazlasıyla üzülerek okudum. Öğrencilik yıllarından beri efendi ve  inançlı kişiliği yanı sıra kontrollü dirayetli çalışkan yapısıyla doktorluğun yakışacağını düşündüğümüz arkadaşımın başından geçenleri onun kaleminden okumanız için mektubu ile sizleri baş başa bırakıyorum. Tahmin edebileceğiniz nedenlerden ötürü kimliğinin açıklanmamasını rica etti.

30 Lira 50 Kuruş

İnancım ve vicdanım yüzünden yaşadıklarım için hastane ortamında “hafif çatlak” ve  sorunlu biri olarak anılsam da suçluluk duymuyorum. Sorunun neden bu kadar büyüdüğünü anlamakta güçlük çekiyorum. Bir kamu hastanesinde uzman doktor olarak görev yapmaktayım. Görevim gereği sabah 8.00 akşam 17.00 mesaimin gerektirdiği gibi hastalarım ile ilgileniyor sağlık hizmeti üretiyorum.

Meslektaşlarımı bilemem ama hekim olmanın gerektirdiği sabır ve esnekliği her zaman gösteremiyor günün sonuna doğru özellikle belirli bir hasta sayısının üzerine çıkıldığında yorgunluğun da etkisi ile insani hata yapmaktan endişe edip hastalara daha çok zaman ayırmaya çalışıyorum. Günün sonuna doğru muayene olmak için bekleme süresi uzadıkça hastaların huzursuzluğu da artıyor. Randevu saati geçmiş, gereksiz bekletildiğini düşünen ön yargılı ve gergin bir hastayla ilgilenmenin zorluğunu bilmem takdir eder misiniz?

İşte böyle önyargılı ve gergin bir hastanın sözlü saldırısına uğrayınca karşılık vermeyip olayın büyümesini engellemiş olsam da diğer hastalar için dikkat ve sabrımın kalmadığını düşünüp serviste görev yapmakta olan bir meslektaşımdan kalan hastalara bakmasını rica ettim ve odama çekilerek kalan iki saatlik mesai süremi tamamlayıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Kolay olmadı ama eve dönerken böyle gergin halde araba kullanmanın kendim ve başkaları için risk oluşturacağını düşünüp sakinleşmeye uğraştım.

Ertesi gün yine benzer bir curcunanın içinde hastalarıma yardımcı olmak üzere mesaiye başladım. Ancak vicdanen duyduğum rahatsızlık yüzünden öğle arasında hastane idaresine verdiğim dilekçe ile her ne kadar mesai saatleri içinde hastanede olsam da 15.00 – 17.00 saatleri arasında özel durumum nedeniyle yapmam gereken görevi yapamamış olduğumu anlattım. Bu iki saatlik süre içinde adıma yazılan döner sermaye katkı primi almamın hakkaniyetle bağdaşmayacağını belirterek inancım gereği iki saatlik süre için adıma tahakkuk ettirilecek döner sermayeyi hak etmediğimi, özellikle bir kamu hastanesinde bu şekilde hakkaniyet dışı olduğunu düşündüğüm bir ödemenin kamunun kaynaklarının israfı anlamına geleceğini belirttim. Harama helale inanan bir kişi olarak bu farkın döner sermaye hesaplamalarında göz önüne alınarak hesabımdan düşülmesini talep ettim.

Başlangıçta basit istek ve önemsiz bir hesaplama olduğu düşünülen dilekçemin bu kadar büyük soruna yol açacağını inanın tahmin etmemiştim. Yasalara ve mevzuata göre mesai saati içinde görev yerinde olduğum için istemesem de döner sermaye katkı primini hak etmiş görünüyormuşum. Dahası yıllık izinden iki saatlik kısmını silerek sorunu çözme çabaları da mesai çizelgesinde imzam olduğu için işe yaramıyormuş. Sonuç olarak yaklaşık 20 gün sonra dilekçeme olumsuz yanıt verildi. Dahası almak istemediğim döner sermaye katkı primi, günü geldiğinde herhangi bir kesinti yapılmadan maaş hesabıma yatırıldı.

Bu kez ikinci dilekçeyi adı geçen tarih ve saatler içinde adıma tahakkuk eden döner sermaye miktarının hesaplanıp tarafıma bildirilmesi için verdim. Yanıt gelene kadar hesabıma yatırılan paraya el sürmedim. Bu kez de brütünü hesaplamanın kolay olmasına karşın net karşılığını bulmakta zorluk çektiler. Bir hafta sonra dilekçeme söylemesi ayıp 30 Lira 50 kuruş şeklinde bir yanıt verdiler.

30 lira ve 50 kuruşu hazırlayıp döner sermaye veznesine yatırmak istedim. Veznede paranın hangi işlem karşılığı olarak yatırıldığı sorulunca karşılığı olmadığını tarafıma yatırılan fazla ödemeyi iade etmeye çalıştığımı söyledim. Veznedar ancak tıbbi işlem karşılığı olarak parayı tahsil edebileceğini aksi halde bağış ve benzeri biçimde ödeme alamayacağını söyleyerek ısrarcı oldu.

if

İnançlı biri olmamın doğurduğu bu sorunu daha fazla büyütmemek ve idareyi daha fazla meşgul etmemek için hastanenin yakınındaki eczanelerden birinden 30 lira 50 Kuruş bedeli enjektör ve benzeri tıbbi sarf malzemesi alıp hastane acil servis sorumlusuna teslim etmek istedim. Acil servis sorumlu hemşiresi depo kaydı olmayan tıbbi malzemeyi teslim alıp kullanamayacağını bunların önce hastanenin deposuna teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Aklınıza yanlış bir şey gelmesin; tüm bu süreçleri öğle arasına denk getirip görevimde yeni bir aksaklığa yol açmamaya özen gösterdim. Depocu malları teslim alırken fatura ve irsaliye istedi. Fatura yerine kasa fişini kabul etmedi. Eczane fişi geri alıp fatura keserken hayli söylendi. Faturanın kapalı kesildiğini ve irsaliyesiz olduğunu anlatmam da biraz zaman aldı.  Faturada belirtilen birim ücretlerle depodaki benzer malzemenin birim maliyetleri arasında hatırı sayılır fark olması üzerine depocu bu şekliyle depo kaydı yapmasının ileride başına iş açabileceği endişesiyle işlem yapmadı.

84790Sabırla ve metanetle anlattığıma bakmayın. İnsan ister istemez öfkeleniyor. Yaşadıklarımı anlatan kısa bir yazı ile elimdeki tıbbi sarf malzemesini ve faturayı hiçbir şey söylemeden hastane yöneticisinin masasına bırakıp çıktım.

Hastane yöneticisi ise yaşadıklarımı anlayışla karşılamak yerine sorun çıkarmakta olduğum zannıyla hakkımda soruşturma başlattı ve savunma istedi. Savunmaya yanıt vermeyip suçum neyse kabullenirsem basit bir uyarı cezası alacağımı ve bu ceza yüzünden döner sermaye katkı priminin o ay için toptan ödenmeyeceğini bu şekilde vicdanen rahatlayacağımı düşündüm. Savunma vermedim. Ancak soruşturma sonuçlandığında atfedilecek suç bulunamadı ve beklediğim cezayı alamadım.

Başlangıçta dediğim gibi inançlı ve vicdan sahibi biri olmak yüzünden pişmanlık duyacağım aklıma gelmezdi. Bir daha benzer bir duruma düşüp yine aynı süreci yaşamamak için günün sonuna doğru gelen hastalara insani zayıflıklarıma karşın ses çıkarmadan hizmet vermeye devam ediyorum. Günün sonuna doğru hak ettikleri sabır ve dikkati göstermekten uzak olduğum hastalarım için üzülsem de vicdanımın sesini duymamaya çalışıp mesaimi tamamlıyorum. Vicdan nasırlaşması dedikleri böyle oluyormuş demek.

Dr.

2 Responses to “30 Lira 50 Kuruş”

  1. ahmet çağıldak diyor ki:

    Aziz Nesin’lik!

  2. Yılmaz Ali diyor ki:

    Çoğunluk ne düşünüyorsa nasıl yaşıyorsa azınlıkta kalanın doğru söz ve tavırlarına aldırmadan çoğunluğun düşünce ve yaşam şekline yani kendilerine uydurmaya çalışıyorlar.
    Çoğunluğun doğru kabul ettiği yanlışlara ortak olmayanların o toplumda yaşaması epey emek akıl gerektirir.
    Hekim arkadaşımızı doğru ve tavırlarından dolayı tebrik ediyorum

Leave a Reply