Bugün gencecik 3 hekim intihar etti.  

36-saat-nobet-tutan-asistan-do-mansetBugün 30 Ekim 2017. Bugün gencecik üç hekim intihar etti.

Yaklaşmakta olduğunu gördüğümüz, olmasından ürktüğümüz ancak çaresizce beklediğimiz, bu değil miydi? Günden güne artan intiharlar ve intihar haberlerinin neredeyse sıradanlaştığı bir gündeme hızlıca yuvarlanıverdik. Durum o kadar ayyuka çıktı ki; intihar edenler toplumun yetişmesi için kaynaklarını aktardığı, ailelerinin üstlerine titrediği, gecesiyle gündüzüyle çok zor bir eğitimden geçip yetişen doktorlar olmaya başlayınca mızrak çuvala sığmaz oldu.

Doktorlar intihar ediyor. Hem de umut dolu bir gelecek için yıllarını verdiği zorlu sınavlar ve eğitimlerden geçtikten sonra tükenmişlik içinde hayatlarından vaz geçiyorlar. Üstelik bu durum henüz sadece buz dağının görünen yüzünü işaret ediyor.

Farkında mısınız? Canlarımızı, hayatına kıymayı düşünecek kadar tükenmişlik yaşayan veya eyleme kalkışmaya cesaret edemeyen o bezgin hekimlere emanet ediyoruz.

Ülkenin geleceği olan insanların, ülkenin yarınlarının böylesine tükenmişlik içinde hayattan kolayca vaz geçebilmelerini sağlayan ortamın sorumlusu hepimiziz. Geleceğimiz ölürken sesini çıkarmadan öylece durup “ben ne yapabilirim ki?” şaşkınlığı içinde duranlar da dahil olmak üzere hepimiz bu akıl tutulmasının sorumlusuyuz.

Dahası, intihar eğilimi hekimlerle sınırlı da değil. Toplumun geneline yayılan ve istatistiklere de yansıyan intihar olayları biraz da dini nedenlerle kısa sürede örtbas etmeye çalışılmasa sorunun kontrol edilebilir boyutları aşmakta olduğu ortaya çıkacak.

Sosyologların “anomi” olarak tarif ettiği ve insanları bir arada tutan ortak değerlerin yitirilmesi biçiminde tanımlanan bir toplumsal hastalığa tutulduğumuzun çoğumuz farkındayız. İyi kötü bizleri bir arada tutan “eşitlik, özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, insan onuruna saygı” gibi insanlığın ortak aklının ürünü kavramlarda bile uzlaşamadığımızı görmek zorundayız.

Anomi yaşanan toplumlarda intihar salgınlarının kaçınılmaz olduğunu bilen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanları ise bir süredir böyle bir salgına hazırlıklı olunması konusunda seslerini duyurmaya çalışıyorlardı. Halk sağlığı yasası olmasına karşın yıllardır mecliste görüşülmeyi bekleyen ancak türlü saiklerle gündeme gelmeyen ruh sağlığı yasası olmayan bir toplum olmanın utancı hepimize yeter.

Canlarımızı emanet ettiğimiz gencecik hekimlere tutunacak ortak değer bırakmayıp tükenmişliğe umutsuzluğa, çaresizliğe, hayatlarından vaz geçmeye iten ortamın sorumlusu hepimiziz.

Toplumu bir arada tutan ortak değerlerden uzaklaştıkça anomi girdabının şiddetleneceğini ve ülkenin geleceği olan eğitimli insanları da içine alıp kitlesel bir tükenişe gitmekte olduğumuzu görebilmek ve bir şeyler yapmak için geç kalmadığımızı umuyorum.

Bugün 30 Ekim 2017. Bugün gencecik 3 hekim intihar etti.

Dr. Mehmet Uhri

4 Responses to “Bugün gencecik 3 hekim intihar etti.  ”

  1. Pelin Urgancılar diyor ki:

    Çok üzgünüm.. yazdıklarınıza katılıyorum.. çıkış için bir yol arıyorum.. kendi çevremi değiştirmeye çalışıyorum.. daha duyarlı olalım, sosyal adalet için çalışalım, toplum iyi olursa biz de iyi oluruz diye.. gençlerimizi, hekimlerimizi koruyamamak kabul edilebilir değil..

  2. Onursal Taştan diyor ki:

    İnsan inanamıyor. Artık intiharlar toplu bir şekilde gelmeye başladı. Ve yüksek düzeyde eğitim görmüş, toplum en nezdinde en saygın kişiler bile intihar edebilecek kadar umudunu kesti bu ülkeden demek.
    Yaşayan ölüleri de buna dahil edelim.
    Hala birileri orada utanmadan oturuyor? Ülkeyi getirdikleri nokta budur ne yazıkki..
    İnsanlar bu ülkede iyi bir şey olabileceğine dair pek de iyimser değil..

  3. Fatma altun diyor ki:

    Çok üzüldüm. Ben de sağlıkçıyım. Taze emekliyim. Çok sevdiğim dr arkadaşım söyledi her ikimiz de yaşadığımız zorlukları, tükenmişliklerimizi birbirimize anlattık, üzüldük. Çözüm önerilerini düşündük ama kime anlatabilir, anlamasını bekleyebiliriz. Lütfen sağlık bakanımız,meslektaşlarınıza sahip çıkınız.

  4. Asilhan Bilâl diyor ki:

    Sosyolojinin kurucusu sayılan Emile Durkheim’in toplumsal anomisi girdabına, sadece kırsal kesimden kente göç etmiş, kent yaşamına uyumsuzluktan ötürü sosyalleşememiş, bu neden topluma yabancılaşmış az eğimli insanları değil; toplumun en eğitimli bireylerini de sarmalına aldığını görüyoruz. Bu durum toplumun topyekün veba hastalığına yakalanması kadar vahim bir vakıadır. Bu anomitik intiharlar toplumu adım adım çöküşe sürükler..
    Yazık değil mi bu doktorlara.. Kolay mı bir doktorun yetiştirilmesi.. Devletin sağlık sistemi acilen masaya yatırılmalı.. Hiçbir sağlık personeline- kendisi istese bile- 8 saatten fazla mesai yaptırılmamalı. Bilhassa asistan doktorların köle gibi çalıştırıldıklarını bizzat müşahade etmiş biri olarak, bu köle mesai sistemi behemehâl sorgulanmalı, yargılanmalıdır..

Leave a Reply