Unutulmuş Lavanta

20140817_091911Heybetli duruşuyla ürkütücü görünse de son derece uysal bir köpekti. Kediler dışında kimseyle hırlaştığını görmemiştik. Çalışanlar için hastanenin demirbaşlarındandı. Hastane mutfağından artanlarla karnını doyurur, günün büyük kısmında hastane bahçesinden ayrılmaz, sahibini beklerdi.

Sahibini ise tesadüfen tanımıştım. Soğuk ve yağmurlu bir kış günü hastaneye yetişme telaşındayken arabamın lastiğini değiştirmek zorunda kalınca selam bile verme gereği duymadan yağmura rağmen yardım etmiş lastiği birlikte değiştirmiştik. Sabah ayazında çöp toplayıcısı pejmürde görünümlü birinin yardımıyla yola devam edebilmiştim. Tanışıklığımız böyle başlamıştı. Kılığından ve görünüşünden anlaşılması zor olsa da orta yaşın üzerindeydi. Saçları erken ağaranlardandı. Başlangıçta pek çoğumuz gibi benim de görmezden gelip sessizce uzak durduğum “çöpçü, tinerci, çingene diye ötekileştirdiklerimdendi.

O gün başlayan tanışıklığımız sağlık sorunu olan yakınlarını veya sokak arkadaşını ara sıra hastaneye getirip yardım istemesiyle sürdü. Kendi için hiçbir şey istemezdi. Eli boş da gelmezdi. Hiçbir şey getirmese bir kese kurutulmuş lavanta getirirdi. Bazen “yenge hanıma götürürsün” diye kim bilir hangi parktan topladığı çiçekleri masama bırakırdı. O ve birlikte geldiği arkadaşları hastane ortamında tedirginlik yaratır, anneler koridorlarda oynayan çocuklarını yanlarına çeker herkes biraz kamburunu çıkarıp tespih böceği gibi kendi içine kapanırdı. Açıkçası gelip gitmelerine ses çıkarmadığım için meslektaşlarım tarafından eleştirildiğim de olmuştur. Ama ben ondan çok şey öğrendim.

20140817_091938Görünüşün ne kadar yanıltıcı olabildiğini onu tanıyınca daha iyi anladım. Sevgi dolu, vicdan sahibi ve yürekliydi. Bir arabanın çarpıp yaraladığı o koca köpeği sırtlayıp hastaneye getirmiş yardım etmemiz için çırpınmıştı. Hastaneye hayvan girmesinin yasak olduğu söylenince hayretle bakmış yardım konusunda ısrarcı olmuştu. Binaya girmelerine izin verilmeyince hastane bahçesinde bir şeyler yapmaya çalışmıştık. Cerrah ve ortopedist arkadaşlarım pansuman yapmış yetmeyince veteriner arkadaşımdan yardım istemiştim. Köpek ile günlerce ilgilenmiş, iyileşene kadar yanında kalmış daha sonra da hayat arkadaşı olmuştu.

Az konuşurdu. İşini gücünü bırakıp hastane bahçesinde günlerce köpeğin başını beklemesi çoğumuzun dikkatini çekmişti. Duyarlı bir kaç meslektaşımla dönüşümlü olarak yanına uğrayıp köpeğe mama bahanesiyle ikisine de yiyecek bırakıyorduk. Teşekkür filan etmezdi. Onun için, yardım gerektiren durumlarda yardımcı olmaktan daha doğal bir durum yoktu. Herkesi de kendi gibi bilirdi. O gün lastik değiştirmeme yardımcı olduğunda da teşekkür edip harçlık vermek istemiştim. “Değmez” diyerek arkasını dönüp gitmişti.

Yine bir sabah yiyecek ve birkaç parça giysi bırakmak için uğradığımda köpeğin başında kimseyi göremedim. Merakımdan öğlene doğru tekrar yanlarına gittiğimde bizimki oradaydı ve topladığı lavanta çiçeklerini demet yapıp kurutmaya hazırlıyordu. Sabah nerede olduğunu sorunca belediyenin orada burada diktiği lavantaları kimseye görünmeden toplayabilmek için en uygun saatin sabah alacası olduğunu söyledi.

- Bu yaptığın aslında yasak değil mi?

- Yasak ama kimsenin bu lavantalara göz ucuyla bile baktığı yok. Bitkiye zarar vermeden çiçeklerini topluyorum. Ben toplamasam öylece geçip gidecekler. Gerçi eskiden ektikleri kalıcı lavantaları artık ekmiyorlar. Her sene yeniden ekilen daha gösterişli olanlarını ekiyorlar. Buralarda eski ekilen lavantaları görünce işe koyuldum. Ne de olsa unutulmuş lavanta.

- Lavanta bulamazsanız ne yapıyorsun?

- O zaman mevsimine göre parklardaki çiçekleri toplarız. Olmadı çöpleri karıştırır para eden bir şeyler arar buluruz.

- Zabıta karışmıyor mu?

- Karışmaz olur mu? Canımıza okuyor. Kaç kere karakola götürdüler. Komiser insaflı olmasa iş büyüyecekti. Anlatıyoruz; belediye şehri güzelleştirmek için çabalıyor lavantasına kadar ekip yeşillendiriyor. Ama kimsenin dönüp baktığı yok. Bedava hizmet olunca milletin gözünde değeri yok. O bedava lavantayı toplayıp kurutup paketleyip tezgaha koyuyoruz. Satın aldıkları zaman bir mutlu oluyorlar ki görmelisin.

- Yani onlar için üretilen bir çiçeği onlara satıp iyilik mi yapmış oluyorsun?

- Eh onun gibi bir şey. Paraya pula bu kadar önem verenler sıra kendilerine geldi mi hiç değer vermiyorlar. Kendilerini değersiz bulanlar için belediyenin bedava hizmeti de bir şey ifade etmiyor. Para verip satın almadıkları, sahiplenmedikleri hiçbir şey onlar için değerli değil. Kendi değerlerini de kazandıkları para ile ölçüp onun bunun kazancı ile karşılaştırıyorlar. Bir süre ben de öyle birkaç işte çalıştım, yapamadım. Onlar gibi olmaktan korktum.

- Biraz abartılı olmadı mı?

- Bırak şimdi, doktor. Devlet hastanesinde hizmet bedava diye memnun olmayıp özel hastaneye bir sürü gereksiz para bayılıp kendini iyi hisseden hiç mi hastan olmadı? Alışveriş merkezlerindeki hayvan mağazalarında parayla satılan kedi köpeğe ilgi duyanlar sokak köpeği diye şu zavallı köpeğe başını çevirip bakmadı bile. Onların değersiz bulup görmediği ne varsa allayıp pullayıp onlara satıyor mutlu olmalarını sağlıyorum. Geçimimi sağlayacak kadar kazansam yeter. Milleti de anlamaya çalışmayı uzun süredir bıraktım. Bir işe yaramıyor.

lavvBu arada boş durmuyor, hazırladığı lavanta demetlerinden kuruyanların çiçeklerini ayıklıyordu. Günlerce o kocaman köpeğin yanından ayrılmadı. Yaraları kapanıp ayağa kalkana kadar hep yanındaydı. Günü geldiğinde köpeğin iyileştiğini gitmesi gerektiğini söyledi. Helalleştik. O günden sonra  hep birlikteydiler. Ara sıra hastane yakınlarında köpeği ile gezerken görüyordum. Bazen refüjlerdeki çiçeklerin toplanmış olduğunu gördüğümde hep 0 geliyordu, aklıma. Sonra ne olduysa ortadan kayboldu. Bir iki tanıyanına sordum kimse nerede olduğunu bilmiyordu. “Köpeğimle birlikte çekip gideceğim buralardan” der dururmuş. Tanıyanları gittiğine yormuşlar.

Aradan zaman geçti neredeyse onu ve köpeğini unutmuştuk.  Bir gün, tedavi ettiğimiz köpeği hastane bahçesinde gezinirken gördük. Önce tanımakta zorlandık. Hayli süzülmüş görünüyordu.  Sahibi ortalarda yoktu. Gören de olmamıştı. Köpeğini bizlere emanet etmek için geri döndüğünü bu kez çok daha uzaklara gitmeye niyetlendiğini düşünmeye çalıştık. Zaman geçti köpeğe ve onun yokluğuna alıştık.

20140817_091934O günden beri hastane bahçemizde görünüşü heybetli olsa da uysal bir köpeğimiz var. Adını Lavanta koyduk. Hastanenin kadrolu elemanı gibi oldu. Pek uzaklaşmıyor. Meslektaşlarımdan sahiplenip evine götürmek isteyen oldu ama ikna edemedi. Hastane bahçesinden ayrılmıyor. Sahibinin tedavi ettirip günlerce başında beklediği yere ilişip hüzünlü gözlerle sesini çıkartmadan hastane yolunu gözlüyor.

Hani gün olur yolunuz hastaneye düşer de gözünüze hayli iri kirli beyaz bir köpek ilişirse korkmayın. Unutulmuş lavantaların sahibini bekleyen hüzünlü lavantadır, o.  Zararsızdır…

Dr. Mehmet Uhri

Not: Üzerlerine tıklayarak fotografların orijinal boyutlarına ulaşabilirsiniz.

2 Responses to “Unutulmuş Lavanta”

  1. mustafa sülkü diyor ki:

    Yine keyifle okudum.

  2. Uğur Çıkrıkçlı diyor ki:

    Yine, derinlerde, güzel bir yere dokundu. Hastanenin önünden geçerken mutlaka şöyle bir bakacağım orda mı acaba ? diye…

Leave a Reply