Şehrin Kedileri

img_7359
Okumayı sevenler için şehirlerarası otobüs yolculukları keyif vericidir, yeter ki yanınıza konuşmaya hevesli birileri gelmesin. Yolculuklarımın birinde kitaba gömülme iştahıma karşın işler istediğim gibi gitmedi. Üniversite öğrencisi bir delikanlı ile yan yana gelmiştik. Elinde gitarı, kaşında ve kulağında gümüş küpesi, uzun saçları ve hayli bol siyah giysileri ile farklı görünüyordu. Üstelik okumakta olduğum kitaptan başlayarak, güncel olaylara kadar pek çok konuda konuşmaya, beni de konuşturmaya çabalıyordu. Bir süre sonra pes edip kitabı kapattım.

Üniversiteye yeni başlamış olmanın heyecanına hayatı öğrenme çabası da eklenmiş gibiydi. Gece yolculuğu olmasına karşın uyumaya da niyeti yoktu. Molalar haricinde, yol boyunca lafladık. Daha doğrusu o anlattı ben dinledim. Otobüsümüz arabalı vapurdan inmiş İstanbul’a az kalmıştı. Bizim delikanlı bir süre sustu ve sisli İstanbul sabahına baktı “oldum olası anlayamadım bu İstanbul’u. Büyük, hem de çok büyük bir şehir var ortada ama “İstanbulluyum” diyeni ara ki bulasın” dedi.

Nereli olduğunu sordum. Kadıköy’de doğup büyüdüğünü, halen Kadıköy’de ailesi ile birlikte yaşadığını, anne ve babasının da doğma büyüme Kadıköylü olduğunu söyledi. Ancak kendini İstanbullu olmaktan çok Kadıköylü hissettiğini vurguladı.

- Annen baban ne diyorlar bu duruma?

- Anneme göre onların Kadıköy’ü ile benim doğup büyüdüğüm Kadıköy arasında çok fark varmış. Annem eski fotoğrafları göstererek kendi Kadıköy’ünü anlatmaya çabaladığında ona çok şey anlatan fotoğraflarda ben fazla bir şey göremiyorum. Görebildiğim kadarıyla binalar yenilenmiş, insanların kılık kıyafetleri değişmiş ve sanırım hayli kalabalıklaşmış, Kadıköy. O kadar…

- Belki de, genç olduğun için hayat daha yavaş akıyor gibi geliyordur sana.

- Bilemem. İnsanlar aynı insan, sokaklar caddeler aynı, hatta geçen yıllara rağmen ciğercilerin önlerindeki kediler bile değişmemiş sanki. Fotoğrafların birindeki kediyi dün de aynı sokakta görmüş gibiyim. Benim için Kadıköy’de farklı bir şey yok.

“Peki İstanbul için ne düşünüyorsun, İstanbul’u sevmiyor musun? ” diye sordum. Cevap vermeyip bir süre dışarıya bakındı. Sonra başını önüne eğip konuşmaya başladı;

- İstanbul’da yaşıyorum ama beni korkutuyor. İstanbulluyum diyemiyorum. Çevremde “İstanbulluyum” diyen de yok. Annem ve babamdan da duymadım hiç “İstanbulluyum” dediklerini.  Babamın anlattıklarına bakılırsa eskiden varmış İstanbullu birileri. Bizimkilerin eskiyi bu kadar hasretle anmaları da bunun için sanırım. Ne olmuş, nereye gitmiş bu İstanbullular bilen yok. Ya da biliyorlar ama söylemeye dilleri varmıyor…

“Kendini İstanbullu hissettiğin hiç olmadı mı?” diye üsteledim.

- Uzak bir yere gittiğimizde söz gelimi anneannemin yanına Mersin’e gittiğimde soranlara İstanbulluyum diyebiliyorum. O zaman da genellikle “neresinden?” diye soruyorlar. Sanki kimse İstanbul’un tümünün ne anlama geldiğini bilmiyor. Ya da şehir artık tümüyle anlaşılamayacak, anlatılamayacak, her şeyiyle yaşanamayacak kadar büyüdüğü için böyle görünüyor.

- Arkadaşlarının arasında İstanbullu yok mu?

- Yok. Arkadaşlarımın arasında da İstanbulluyum diyenine rastlamadım. Herkes doğup büyüdüğü semtin adıyla anılıyor. Ben Kadıköylüyüm ama İstanbullu değilim. Şehir öyle büyük ki, içinde olduğunuzu bilmenize, anlamanıza fırsat vermiyor. Ancak uzaklaşınca biraz anlıyor ve özlüyorsunuz.

Delikanlının düşünceleri ilgimi çekmişti.  “İlginç değil mi?” diye devam etti.

- Uzaktan görünen koca şehir içine girince ufalıp kayboluveriyor. Kadıköylü olarak varsınız, İstanbullu olarak yoksunuz. Sanki bir yönünüzle var, bir yönünüzle de yoksunuz, bu şehirde…

s-1598c48e35e07571ec83b82c527d9ecbcfad13ad

Tekrar sisli İstanbul sabahına baktı. Sessizce İstanbul’u izleyerek Harem terminaline vardık. Yalnız başına yolculuktan nefret ettiğini, gevezelik yapmasına ses çıkarmayıp eşlik ettiğim için teşekkür etti. Eşyalarını toplayıp inerken “size bir sır vereyim mi?” dedi.

- Kediler… Kediler, biliyor İstanbullu olmanın ne demek olduğunu.

- Nasıl yani?

- Sen hiç Kadıköy kedisiyle Balat veya Bakırköy kedisi arasında fark görebiliyor musun?

- Bilmem. Hiç düşünmedim. Fark yoktur her halde.

- Onlar biliyor İstanbul’un tümünün ne anlama geldiğini. Bu gün arayıp da bulamadığımız İstanbulluları ve İstanbullu olmayı gün gelecek şehrin kedilerinden öğreneceğiz, sanırım.

Vedalaştık. Çantasını ve gitarını aldı. Arkasında ıslığından kalan tanıdık bir melodi bırakarak otobüsten indi ve uzaklaştı. Otobüsümüz yoluna devim etti. Köprüyü geçerken üzerine inen sis yüzünden şehrin büyük kısmı bir hayal perdesinin ardından zorlukla seçiliyordu.

Mehmet Uhri

Leave a Reply