Yönetmenin sihirli değneği, bilinen bir anlatıyı nasıl metinler üstü kılabilir sorusuna yanıt arayanlara TÜRKLAND isimli tiyatro performansını izlemelerini öneririm.
Dilşad Budak Sarıoğlu’nun otobiyografik anlatı olarak kaleme aldığı metnin, yönetmen İrem Aydın’ın elinde epik bir anlatıya dönüşen TÜRKLAND isimli gösteri ilk bakışta bilinen bir gurbet hikâyesi olarak başlıyor.
Çokça mizahı yapılan trajikomik göç ve “Almancılık” konusunu bireyin gözünden aktarmayı amaçlayan otobiyografik bir anlatı, yönetmen İrem Aydın’ın elinde kahramanlarından ve olay örgüsünden azade metinler üstü derinlik kazanıyor.
Dahası “Almancılık” diye kavramsallaştırılan gurbet ve hasret temalarının özellikle ikinci kuşak ve sonrasında oluşturduğu o arada kalmışlık hali dönüp biz izleyicileri de içine alıyor.
Nasıl mı?
Üstlenilen sosyal roller, etiket ve kimliklerle kişilik çatıştığında kimlik diye içine sığınılan o güvenli koza çatır çatır çatlamaya başlar ve insanı, görünür hale gelen kişilik ile kimlik arasında seçim yapmak zorunda bırakır.
TÜRKLAND isimli sahne performansı da işte bu kendini gizleyememenin yalnızlaştırıcı etkisini yaşayan bir kadının şaşkın ve kırılgan anlatısı olarak başlıyor.
Genelde kimlik ve etiketlerin kişiliğe eklemlendiği, kişiliğin de zamanla kimliği dönüştürmesinin “normal” kabul edildiği bir dünyada göç etkisi ile kimlik ve kişiliğin birbirinden kopup uzaklaştığına şahit oluyoruz.
Öyle bir kopuş ki birey, kimlik ve kişilik ayrışmasının ortasında kelimenin tam anlamıyla iki arada bir derede kalıyor.
Derenin iki yakası kimlik ve kişilik iken birey derenin ortasında sürükleniyor.
Yaşanılan göç acısı yetmiyor. Kimlik ve kişilik arasında derenin orta yerinde kalan birey için her iki yaka da gurbete dönüşüyor. Dahası dere gibi hayatın akıp gitmesi ile içeride yaşanan gurbet de hasrete dönüşüp anılara hapsediliyor.
Göç etkisi ile yaşanan gurbet “dışarıda” sürerken kimlik ve kişilik arasında yaşanılan arada kalma ve sürüklenme halini normalleştirmek de haliyle bireye düşüyor.
Gurbeti hasret eyleyip unutmaya, normalleştirmeye çalışıyoruz.
Bu noktadan sonra oyun, içimizdeki gurbetle baş edebilme uğruna kendimize neler ettiğimizi de çarpıcı biçimde görünür kılıyor.
İki arada bir derede sürüklenirken içerideki gurbet bir hasret anlatısına dönüşüyor.
Oyunun sonuna doğru gurbetten hasrete dönüşen o içsel yolculukta ulaşılmak istenenin geride bıraktığınız kendiniz olabileceğinin farkına varılıyor.
Kısaca biyografik anlatı göçmenliğin doğurduğu gurbetin hasrete dönüşümünü, arada kalma halini ve sürüklenmeyi anlatıyor olsa da yönetmenin sihirli değneği aynayı bize döndürüp kendimizden bile gizlediğimiz “içimizdeki gurbeti” görünür kılıyor.
O pek beğendiğimiz ve birileri söz edecek diye korkup üzerine titrediğimiz hayatların iki dünya arasına sürüklenmeden başka bir şey olmadığını da tokat gibi yüzümüze vuruyor.
Yönetmenin sihirli dokunuşu, hiç göç yaşamayıp doğup büyüdüğü yerde kalanların bile içlerinde, itiraf etmeye çekindikleri gurbeti ve o gurbeti unutmak için tutundukları hasreti görünür kılarak anlatıyı epik hale dönüştürüyor.
İçimizdeki gurbetle yüzleşip hasret çekmekle uğraşmak yerine hikmeti aramak biçiminde bir çıkış yolu göstermeyi de ihmal etmiyor.
Kimlik ve etiketlerden oluşan dış kabuk ile filizlenemeden kavruk tohum gibi kalan kişiliğimizi bir araya getirme beyhude çabası ile ömür tüketme konusundaki seçimi de izleyicilere bırakıyor.
Özetle, TÜRKLAND sahne performansı bilinen bir gurbet anlatısı üzerinden Dilşad Budak Sarıoğlu ve Ilgıt Uçumun akıcı, içten ve başarılı sahne performansları, yönetmen İrem Aydın’ın ise sihirli dokunuşu ile epik tiyatro örneği olarak içimizde yaşattığımız gurbeti ve hasreti görünür kılıp seçimi izleyicilere bırakıyor.
“Kadınların neden evlendiklerini anlıyorum; Yalnız kalabilmek için.” Diyen Yusuf Atılgan’ın aylak adamına “Peki ya o yalnızlığın içine doğmuş, bir tür yalnızlık labirentinde yaşanıyorsa ne olacak?” diye sormak isterdim.
Mehmet Uhri
TÜRKLAND KÜNYE;
Yazan ve Çeviren: Dilşad Budak-Sarıoğlu
Yönetmen: İrem Aydın
Oyuncular: Ilgıt Uçum · Dilşad Budak-Sarıoğlu
Video Kurgu: Onur Işık Cantürk
Dijital Yönetmen: Noyan Ayturan