Davetli Listesi

resim-198

İstinye burnundaki çay bahçesi sakin günlerinden birindeydi. Sabahın serinliği, yükselen güneş ile birlikte yerini yaz sıcağına bırakacak gibi görünüyordu. Ufalayıp yere bıraktığım simit parçalarını güvercinlerden önce kapmaya çalışan serçelerin telaşlı kanat çırpışlarını izliyordum. Boğazdan geçen tankerin yarattığı dalgalar giderek şiddetlendi. Sahile yakın duran birkaç masa ile birlikte gelen dalgadan ben de nasibimi aldım. Yan masada oturan iyi giyimli beyefendi telaş içinde masasındaki ıslanan kitap ve defteri kurulayacak bir şeyler arıyordu. Kağıt mendil uzattım. Yetmedi çaycıdan peçete rica ettik. Beyefendi yardımcı olduğum için teşekkür ediyor bir yandan da gelen dalgayı görmesine karşın önlem almadığı için kendine kızıyordu. “Sakin olun, hava sıcak şimdi kurur bunlar. Sıkmayın canınızı” diyerek teselli etmeye çalıştım. Kitabı masanın üzerine açarak kurumaya bıraktı. Islanan defteri ise elinden bırakmıyor, sevgiyle okşuyordu.

- Defteriniz bu kadar kıymetli olduğuna göre günlük tutuyorsunuz.

- Günlük değil. Ama benim için çok değerli. Bu defter benim davetli listelerimi barındırıyor.

- Davetli listeleri mi? Ne demek oluyor bu?

Cevap vermedi. Bir süre elindeki deftere ve az önce dalgaları ile bizi ıslatan giden gemiye bakındı. Sonra, birlikte arkadaki kuru bir masaya geçtik. Kendini tanıttı. Emekli vali olduğunu yaşının seksene yaklaştığını  emekliliğinde İstanbul’a yerleştiğini, havayı iyi gördüğünde hep bu çay bahçesine geldiğini anlattı. Elindeki defteri gösterdi. Sayfalarının çoğu numaralandırılmış isimlerle dolu kalın ciltli sert kapaklı eskice yıpranmış bir defterdi.

- Mülkiyeyi dereceyle bitirdiğim için rahmeti hocam hediye etmişti bu defteri. “İçine ne yazmamı istiyorsunuz” diye sorduğumda da “birkaç yılda bir bugün düğünün olsa davet edeceklerinin listesini yazmanı istiyorum” diye yanıtlamıştı.

- Siz de yazdınız herhalde.

- Yazdım ama hocamın ne yapmak istediğini anlamamıştım. Birkaç yıl sonra hocamın emeklilik töreni için yanına gittiğimde defterin anlamını sordum. Gülümseyerek “mülkiye mezunları kaymakam olur vali olur önemli insanlar olarak anılır. Değeri olan insanları ise kendin arar bulursun. Düğününe davet edeceklerini de senin için önemli olanlar veya değerli olanlar arasından seçersin. Bir kaç yılda bir listeyi yenilersen ne demek istediğimi daha iyi anlarsın” diye yanıtladı. O günden beri aklıma geldikçe düğün davetli listemi gözden geçirir yeniden yazarım.

- Affedin ama bir şey anlamadım. Biraz açıklayabilir misiniz?

- Başlangıçta ben de anlamamıştım. Seneler içinde listenin değiştiğini zamanında önemli görünen sürüyle şahsiyeti bugün hatırlamakta bile zorlandığımı gördüm. Dahası başlangıçtaki o uzun liste yerini giderek daha az sayıda davetliye bırakıyordu. Ölenleri, gidenleri saysan bile sayı azalıyor daha seçici oluyordum. Gençken kendi değerini bulabilmek uğruna başkalarına hak ettiğinden fazla değer veriyor, yaş ilerleyince onurunu giderek daha az şeye değişir hale geliyoruz sanırım.

- Yani?

- Anlamıyor musunuz? Listeye başlangıçta hep önemli olduğunu düşündüğüm insanları yazıyor, değişen koşullar ile önemi azalanları çıkarıp yenilerini ekliyordum. Önemli şahsiyetleri davet etmekle düğünün ve kendi önemimin artacağını sanıyordum. Kendi değerimi başkalarında bulmaya çabalıyordum. Benim için değerli olanlar ise toplasan iki elin parmağının sayısını aşmıyor sayıları ise artacağına her sene giderek azalıyordu. Mülkiyenin vali gibi, kaymakam gibi kendini önemli sayan insanlar yetiştirdiğini ancak değerli olanı kendimizin arayıp bulmamız gerektiğini göstermek için vermişti hocam bu defteri.

- Peki, davetli listenizin son durumunu öğrenebilir miyim?

Defterin yazılı olan son sayfasını açtı. Yirmi kadar isim yazılıydı.

- Bu kadar kaldı. Yaşlandık, haliyle göçüp gidenler oldu. Ama listenin ilk sıraları son yirmi yıldır neredeyse hiç değişmedi. Listede, kala kala bunlar, benim değerli dostlarım kaldı. Öyle tanınmış önemli insanlar değiller ama benim için çok değerliler.

resim-200

Defter kurudukça sayfalarında belirginleşen kırışıklığı eliyle düzeltmeye çabalıyordu. Hafif esinti başlamıştı. Garson çaylarımızı tazelerken “Peki siz kimseye böyle bir defter hediye ettiniz mi? diye sordum. Kesme şekeri kırıp dilinin altına attı, çayından kuvvetli bir yudum alıp arkasına yaslandı. Boğaza ve gözden kaybolmakta olan gemiye bakıp konuşmasını sürdürdü.

- Üniversiteyi bitirdiklerinde çocuklarıma hediye ettim. Anlatmaya da çabaladım ama sanırım anlamadılar. Günümüzde her şey o kadar bol ve kolay elde ediliyor ki yeni nesil sanırım değerli olmanın anlamını bilmeden yetişiyor. Üstelik önemli biri olmak için atmayacakları takla yok. Değerli olmak ise emek istiyor, zaman istiyor. Gençlerin ise buna vakti yok. Onların hep acelesi var.

Çayını bitirip, kalkmak için izin istedi. Yardımım için teşekkür etti. Boğazdan gelen ılık esinti eşliğinde ağır adımlarla çay bahçesinden ayrıldı. Kuşlar simit parçalarını bitirmiş, yenileri için çevremde dolanıyordu. Sahile vuran dalganın ıslattığı yer ise çoktan kurumuştu.


Mehmet Uhri

One Response to “Davetli Listesi”

  1. Cem Liman diyor ki:

    Teşekkürler

Leave a Reply