Çamaşırhane Günlüğü

20150819_174041

Sevgili günlük;

Bugün çamaşırhane her zamankinden de sessizdi. Dün kimse uğramadığı gibi günün yarısının geçmesine rağmen gelen gidenin olmaması endişelendirmişti. Ne oldu bu insanlara? Kirlenmemenin yolunu mu buldular? Yoksa kirlilerinden kurtulmayı veya kirlenmeyi umursamamayı mı öğrendiler? diye düşünmeden edemedim. Bu sessizlik hiç hayra alamet değildi.

Koskoca çamaşırhanenin 7 numaralı makinesiyim ve diğerlerinden marka veya görüntü olarak hiç farkım yok. Atarsın parayı basarsın düğmeye çalışırım. Sanırım girişe yakın olduğum için daha çok tercih edildiğimden diğerlerine göre daha emektar sayılırım. Çamaşırları ile gelip başımda bekleyenleri izlerim. Gelenler birbirlerinden farklı görünseler de ellerinde kirli çamaşırları olunca nedense davranışları hep aynı oluveriyor.  Yalnız oldukları zaman ıslık çalıp, yüksek sesle şarkı söylediklerine, kendi kendileriyle konuşup hatta tartıştıklarına bile şahit olmuşluğum vardır. Ancak bulundukları ortamda biri veya birileri varsa nasıl beceriyorlarsa hepsi aynı oluveriyorlar. Yüz ifadeleri bile donuklaşıyor. İçlerine kapanıyorlar.

Ellerindeki çamaşır sepetinin üstünde kirliler görünmesin diye genellikle okumak için getirilmiş gibi duran kocaman bir gazete vardır. Makineye yerleştirirken de kirliler görünmesin diye şekilden şekle girerler. Sanki suçluluk duymayı gerektiren bir iş yapıyor gibidirler. Bazıları daha da abartır. Yıkanmakta olan çamaşırları makinenin penceresinden görünmesin diye sandalyeyi makinenin önüne çekip orada otururlar. Ama yine de başkalarının kirli çamaşırlarını merak edip çaktırmamaya çalışarak bakmadan duramazlar. Çamaşırhaneye giren çıkan çok olduğu günlerde bile ortalığa garip bir sessizlik hâkimdir. Gelenler çamaşır yıkanana kadar oturup kitap veya gazete okur. Kulaklıklarını takıp müzik dinleyenler de çoktur. Bir an önce işini bitirip gitme gayretindedirler.

Bu arada geç de olsa günün ilk müşterisi geldi. Her zamanki gibi acelesi vardı. Telaş içinde çamaşırları makineye tıktı. Biri çamaşırları öyle ölü totosuna pamuk tıkar gibi tıkamamasını söylesin şuna, yıkarken çok zor oluyor, birbirine dolanıyor ne yıkanıyor ne de durulanıyorlar. Telaşlı olduğuna bakıp çok işi var sanmayın bu da pek çoğu gibi tembellik yapmaya zaman kalsın diye telaş edenlerden. Onca telaşla çamaşırları makineye tıkıp kitabına gömülüyor. Geçenlerde uyuya kaldığı bile oldu. Çamaşır yıkama işlemim bittikten neredeyse yarım saat sonra çamaşırhaneye giren birileri olmasa uyanacağı da yoktu.

Buradan, çamaşır makinesinin penceresinden bakınca insanlar birbirine benzese de aslında hepsi ayrı bir tip. Yalnızken bunca farklı olmalarına rağmen bir araya geldiklerinde hemen hepsinin birbirine benzeyip farklı görünmeme gayretine bürünmelerini inanın anlayabilmiş değilim. Kirli çamaşırlarını birileri görecek diye hayıflananlar yalnız olduklarında makineye yerleştirmeden önce açıp bakıyor hatta kokluyorlar. Kirlilerinden ayrılması bile seremoniye dönüşebiliyor. Hani kafası karışık bir makine değilim ama insanları anlayabildiğimi söyleyemem.

Geçenlerde gelen dede ve torun muhabbet ederlerken kulak misafiri oldum. Torun dışarıda oynamak yerine neden çamaşırhanede olduklarını sordukça dede giysilerin temizlenmesi gerektiğini söyledi. Bu kez neden giysi giyildiğini sorunca karşısına alıp anlatmaya başladı.

20150819_174034

Dedenin söylediğine göre tuhaflık insanların dünyaya gelişlerinde başlıyormuş. Diğer canlılardan farklı olarak insan dünyaya çıplak olarak geliyor, doğar doğmaz örtmek veya giydirmek gerekiyormuş. İnsanların bu şekilde eksik dünyaya geliyor olmayı bir türlü kabullenemediğini bu nedenle çıplaklığın kabul görmediğini anlattı. Torun sesini çıkarmadan ilgiyle dinliyordu. Dahası çıplak olarak dünyaya geldikleri yetmezmiş gibi bebekken bakıma muhtaç olmaları, örtünme, giyinme, barınma ve sığınma çabasının herkesin hayatına öyle veya böyle etki ettiğinden söz etti.

“Her insan başlangıçta bebektir ve ne kadar büyüseler de bir parçaları hep bebek kalır. Biraz da içimizdeki o korunmasız, zavallı, ezik parçamızı unutmak ve kimseye göstermemek için giyinir, örter ve gizlemeye çalışırız” deyince torunun yüzü güldü. Dedesinin de içinde bir bebek olduğu fikri hoşuna gitmişti. Bir süre bu konu üzerinden şakalaştılar. Hangisinin daha bebek olduğu konusunda çekiştiler. Giysilerin bu nedenle önemli olduğunu insanların biraz da kendini gizlemek için giyindiğini vurguladı. Bu nedenle insanoğlunun ne giydiği, nasıl giyindiği, giysilerin temiz olup olmadığı ve dışarıdan nasıl göründüğü, başkalarının gözünde nasıl göründüğünün hep önemli olduğundan söz etti.

O an, giysileri yıkanırken başlarından ayrılmak istemeyen, odadaki aynayla baş başa kaldığında kendini inceleyip aynayla konuşanları hatırladım. Sanırım onlar da içlerinde kalan o çıplak, ezik, eksik bebek yanlarını dışa vuruyor, başkaları geldiğinde de o ufaklığı gizleme çalışıyorlardı. Dedenin sözlerini torun nasıl algıladı bilemem ama ben insanların tutarsız görüntüsünün ardını biraz olsun görebildim.

Bir süre sonra torun ilgisini elindeki oyuncak arabaya verip koltukların üzerinde gezdirip oynarken dede kendine konuşmaya başlamıştı. Eksik, ezik ve çıplak olarak dünyaya gelip, eksikliği gidermek için anne bakımına gereksinim duymak, sonrasında ise ayaklarının üstünde durup bağlarından kurtulma ve özgür olmaya çabalamakla koca bir ömrün tükenip gittiğinden yakındı. En özgür geçinenin bile kirli çamaşırlarıyla baş başa kaldığında omuzlarının düştüğüne içindeki o eksik ve çıplak yanıyla yüzleştiğine şahit olduğumu hatırladım.

Bu arada az önceki telaşlı tembel makinenin işini bitirmesini beklerken kitabı elinden kayıp hafiften uyuklamaya başladı. Neyse elinde çamaşır sepeti ile biri daha içeri girince doğrulup kendine çeki düzen verdi. Göz ucuyla bakıştılar. Birbirlerini görmemiş gibi yapıyorlar. Selamlaşsalar rahatlayacaklar ama olmuyor. Tanışsalar ileride ne diyecekler? “Ben bunun çamaşırhane arkadaşayım, kirli çamaşırlarını söyletmeyin şimdi bana” mı diyecekler? Onun için hiç konuşmamayı seçiyorlar.

Yeni gelen çamaşırlarını makineye yerleştirmeye başlayınca diğeri göz ucuyla bakmaya başladı. Adam durumdan rahatsız olup gövdesini siper ederek yerleştirmeyi sürdürdü. Hafiften ortam gerilecekken izlemesi hayli keyifli bir olay gerçekleşti. İki erkeğin olduğu ortama ıslık çala çala elinde çamaşır sepetiyle gençten bir kadın girdi. Az önceki gergin hava hızla dağıldı. Delikanlılar tanımıyor ama gelen genç bayanı iyi tanırım. Pek sık gelmez. Ayda bir gelir iki makine dolusu çamaşır getirir, iki makineyi aynı anda çalıştırıp kimseyi umursamadan ve çevre ile ilgilenmeden kulaklığını takıp müziğini dinler, arada mırıldandığı da olur. Kimseyle ilgilenmeden geldiği gibi ıslık çala çala arkasında enerjisini bırakıp gider.

Yine öyle oldu. El kadar ve renk renk iç çamaşırlarını gizlemeye bile gerek duymadan neredeyse göstere göstere makineye yerleştirdi. Çantasından çıkardığı dergisini açtı. Sadece bir kez göz ucuyla odadakilere bakıp dergiye gömüldü. Delikanlılar kendilerine çeki düzen verip hatunu süzseler de kös kös oturmaktan başka bir şey yapamadılar.

20150819_174051

Çamaşırhane güne normalden fazla sakin başlamış olsa da yavaş yavaş yükünü alıyordu. İnsanlar yine gelip kendilerini bilemem ama çamaşırlarını kirlerinden arındırıp geldikleri gibi sessizce gitmeye devam ediyorlar.

Hani bir çamaşır makinesi olarak yaptığım işi abartmak istemem ama insanlar nasıl ibadet mekânlarına gidip günahlarından arınmak için bir şeyler yapıyorsa ben de onların giysilerini, kirlerinden arındırıyorum. O giysilerin onlar için ne denli önemli olduğunun, neleri gizlediğinin de farkındayım.

Geleceğe dönük hayallerim tasarılarım da var. İnsanların kafalarından geçen kirli düşünceleri çıkarabilmek onları kötü düşüncelerinden arındırabilmek için psikolojik deterjanların kullanıldığı özel makineler tasarlıyorum. Çamaşır makinesinin hayali de bu kadar olabiliyor.

Düzenli günlük tutan makine için bugün de yazacak bir şeyler bulabildim. Aynı odayı paylaştığım diğer makineler gibi özel birinin veya bir evin makinesi olamayıp onun bunun elinde her gelenin kullandığı sıradan makine olarak kaldığım için hayıflanmıyorum. Hayıflansam ne olacak? Bir işe yaramıyor ki. Hem böylece günlüğüme yazacak çeşit çeşit insan buluyorum. Ancak insanlar çok farklı olsalar da kirleri hep aynı. Aynı kirlere bulanıp sonra da onlardan arınmaya çabalıyorlar. Bir araya geldiklerinde ezik ve eksik yanlarını gizlemeye çabalarken hayli komik görünseler ve biz makinelere benziyor işe yaradıkça yorulsalar da yararlı bir şeyler yapmış olmak onları mutlu etmeye yetiyor.

Gün devrildi. Çamaşırhane gecenin sessizliğine çekiliyor.

Sana da iyi geceler, sevgili günlük.

7 Numaralı çamaşır makinesi.

2 Responses to “Çamaşırhane Günlüğü”

  1. bizleri çok güzel tarif etmiş

  2. Çamaşır Makinesinden bahsediyorum

Leave a Reply