Archive for Kasım, 2017

Kahve Fincanı

Pazar, Kasım 12th, 2017

img_2564

Askerliğimi patoloji uzmanı olarak yapıyordum. Askeri hastanede ve bulunduğum coğrafyada tek patoloji uzmanı olarak çalışıyordum. Kapım çalındı. İçeri giren orta yaşlı, düzgün giyimli bir bayan görüşmek istediğini söyledi. Hastaneye kadın hastalıkları nedeniyle muayeneye geldiğini, muayene eden hekimin rahim ağzında kanser olabileceğinden şüphelendiği bir yara gördüğünü ve tahlil için parça aldığından söz etti.

Parçayı teslim ederken hayli tedirgin görünüyordu. Ancak önemli bir sorun vardı. Gün bitiminde izne ayrılıyordum. Tahlilin sonuçlanması için bir ay beklemesi gerekeceğini, isterse çevredeki büyük şehirlerden birine götürüp patolojik incelemeyi yaptırabileceğini söylememe karşın maddi durumlarının iyi olmadığını söyleyip tahlili bıraktı.

Bir ay kadar sonra hastamız tahlilini almak için geldiğinde sonucun temiz çıktığını, kanser olmadığını söyledim. Sevinç içinde verilen tedavi ile yakınmalarının da geçtiğini söyledi. Kanser şüphesiyle hastamızı bir ay kadar oyalamış olduğumuz için üzgün olduğumu anlatmaya çalışırken “Üzülmeyin doktor bey. Asıl benim size teşekkür etmem gerekiyor. Siz farkında olmadan bana büyük iyilik yaptınız” dedi. Şaşırmıştım. Açıklama rica ettim.

- Doktor bey, 9 yıllık evliyim, 6 yaşında bir de kızım var. Eşim ile görücü usulü evlendik. Eşim astsubaydır. Her akşam içer ve bizlere hiç de iyi davranmazdı. Mutlu olmasam da kızımın hatırına katlanıp, düşünmeden ve sorgulamadan yaşamaya çabalıyordum.

- Eeeeeee?

- Bir gün hastaneye muayeneye geldim. Kadın hastalıkları doktoru bana rahmimde kanser olabileceğini düşündüğünü söyledi. Parça alıp size tahlil için gönderdiği gün sanki dünya başıma yıkıldı. Tahlil sonucunun çıkması sürecinde hep kanser olduğumu ve kısa bir süre sonra ölüp gideceğimi düşündüm. Bu süre içinde önce her şeye ve herkese kızgındım. Sonra yavaş yavaş kanser olup ölebileceğim gerçeği ile yaşamak zorunda olduğumu kabullenmeye başladım. Henüz adı konmamıştı ama kanserin adı bile yetti, doktor bey. İşte o zaman hayatımda çok şey değişti.

- Nasıl bir değişiklik oldu hayatınızda?

- Madem hayatımın sonu yaklaştı, kendime halen yaşadığım hayattan memnun olup olmadığımı, kalan hayatımı bu şekilde yaşamak isteyip istemediğimi sordum.

- Sormaya korkuyorum ama nasıl yanıtladınız. Hayatınızda neleri değiştirdiniz?

- Önce sevmediğim halde katlanmaya çalıştığım o sarhoş kocamı hayatımdan çıkardım. Çocuğumu da alıp beni her zaman seven uzaktaki o insanlara, annemin ve babamın yanına taşındım. Boşanma işlemlerine başladım. Bundan sonraki hayatımın önemli olduğunu, yaşamak istemediğim bir hayata sabrederek sadece zaman kaybettiğimi anladım.

Bir anda sırtımdan soğuk bir ter aktığını hissetim. Yıllık izin nedeniyle tanının gecikmiş olması korku ve kaygıyı arttırmış, hastamızın hayatını derinden etkilemiştim. İstemeden de olsa bir ailenin dağılmasına neden olduğum için kendimi suçlu hissediyordum. Ancak hanımefendi halinden memnundu.

- Üstelik siz bana daha da büyük bir iyilik yaptınız ve kanser olmadığımı müjdelediniz. İşte bunun için size teşekkür borçluyum. Hayatımı yeniden planlamak için farkında olmadan büyük iyilik yaptınız. Bana kaybetmiş olduğum hayatımı geri verdiniz.

- Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz?

- Kendime yeni bir hayat rotası çizdim. Evliliğim nedeniyle yarıda bıraktığım üniversite öğrenimime geri dönüyorum. Yarım günlük bir iş buldum. Hem çalışıp hem okuyacağım. Kızım ilkokula dedesinin ve anneannesinin yanında başlayacak. Bundan sonra kimsenin bana yaşamak istemediğim bir hayatı dayatmasına da izin vermeyeceğim. Bu konuda kararlıyım.

Bir şeyler söylemek istiyordum. Ancak söyleyecek söz bulamıyordum. Yine de üzgün olduğumu söylemeye çalışırken eliyle işaret edip beni durdurdu.

- Doktor bey bir şey söylemeniz gerekmiyor. Sizi bana Allah gönderdi. Tekrar teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.

Bu sözlerden sonra çantasından çıkardığı ve içinde seramik kahve fincanı bulunan küçük hediye paketini  “benden size küçük bir hatıra kalsın istiyorum, lütfen kabul edin” diyerek masama bıraktı. Geldiği gibi sessizce uzaklaştı.

Dr. Mehmet Uhri

Not: Bu anıya ait video-anlatıya ulaşmak için; KAHVE FİNCANI linkini kullanabilirsiniz.

Hasta Yakını

Pazar, Kasım 12th, 2017

img_2582

Yaşlıca bir beyefendi eşinden alınmış ve üzerine “acil bakılması ricasıyla” notu düşülmüş biyopsi materyalini tahlil için laboratuvara getirmişti. Bölüm sekreteri gereken işlemleri yapıp tahlil sonucunun en kısa sürede çıkacağı bilgisini verdi. Ancak hasta yakını ısrarla doktor ile görüşmek istediğini söyleyince mikroskobumun başından kalkarak ne istediğini sordum. Özel görüşmek istediğini söyleyince odama davet ettim.

- Doktor bey sana bir tahlil getirdim. Eşimden alındı. Kanser mi? değil mi? Sen bakacakmışsın.

- Doğrudur.

- Doktor bey ben tahlil ücretinin hepsini peşin ödedim. Gözünü seveyim doktor bey farkı neyse onu da ödeyeyim, ne istersen söyle vereyim. Yeter ki kötü bir şey yazma.

Karşımda hastasına kötü tanı vermemem için rüşvet teklif edecek kadar gerçeklerden kaçma isteğinde paniklemiş bir hasta yakını vardı. Konuşturup sakinleştirmeye çalıştım.

- Anlıyorum. Önce tahlil sonucu çıksın sonra detaylı konuşuruz.  Hanımınız için doğru olan, gereken neyse onu yapacağız merak etmeyin.

- İstediğimin mantıklı olmadığının farkındayım, doktor bey. Bu kadın 35 yıllık hayat arkadaşım. Benim, çocuklarımın, şimdilerde de torunlarımın kahrımı hiç sesini çıkarmadan çekti.

Anlatmak istediğini anlayamamış biraz da ön yargıyla kadının hasta olmasının yakınlarının rahatını kaçıracağını düşünerek içerlemeye başlamıştım.

- Daha ne istiyorsunuz kadından, rahat bırakın artık, kim bakacaksa bakar torunlarınıza, siz hanımınızla ilgilenin.

- Doktor bey anlamadın. Bundan sonra ne olacak diye dertlenmiyorum. Ben bunca şeyi borçlu olduğum kadın için üzülmekten başka bir şey yapamamaktan korkuyorum. Gelip seninle paylaştığım şu korkularımı bunca sene hanıma anlatmadığımdan ve anlatamayacak olmaktan korkuyorum. Böyle bir borcu bu güne kadar hissetmediğime yanıyorum.

- Durun hele. Henüz teşhis koymadık. Belki kötü bir şey çıkmaz.

- Ben biliyorum doktor bey, sen görevini yapacaksın karım kanser ise kanser diyeceksin ve onu tedavi etmeye uğraşacaksınız. Elinizden geleni yapacaksınız hanımım her zamanki gibi kendisi için bir şeyler yapılmasını istemeyecek, gösterilen ilgiden sıkılacak.

- Bu kadar çabuk karar vermeyin. Henüz kanser olup olmadığını bilmiyoruz.

- Artık önemi yok, doktor bey. Hanımım kanser olsa da olmasa da önemli değil. Bunca sene hayat arkadaşı olan bu kadını kaybedebileceğimi hatırlattınız ya bana…  Bu kadın için ben hiç bir şey yapmadım. Kadıncağız bizler için çalışmaktan başka bir hayat bilmedi.

Ayağa kalktı iki elini masaya dayayıp gözlerimin içine bakarak “Sizler hanımımı tedavi edebilirsiniz belki ama vicdanımdaki sızı ile ilgilenmezsiniz. Sadece kaybedeceklerimin neler olabileceğini gösterir ve kenara çekilirsiniz. Sizler hastalar için varsınız ama benim gibi elindekilerden haberi olmayan hasta yakınlarını kim tedavi edecek? Vicdanımdaki sızıyı neyle söküp alacaksınız doktor bey?” dedi. Kısa bir sessizlikten sonra arkasını dönüp odadan çıktı.

Gerçekte hepimizin o beyefendi gibi birer hasta yakını olduğumuzu düşündüm. Günü zamanı yeri belli olmayan hasta yakınıyız, hepimiz. Zamanı geldiğine hasta yakınını oynamanın hiç kolay olmadığını da o beyefendiden öğrendim.

Hastamızda kanser saptandı. Uygun cerrahi ve sabır gerektiren onkolojik takiple korkulan olmadı.

Yaşadığı mütevazı hayattan yakınmayan ve torunlarıyla ilgilenmeyi sürdüren o büyükannenin yüzünü hiç görmemiş olsam da yaşadığını bilmenin, o güzel çifti bir arada hayal etmenin, iş yükü altında bunaldığım zamanlarda iyi geldiğini itiraf etmeliyim.

Dr. Mehmet Uhri

Not: Bu anıya ait video-anlatıya ulaşmak için; HASTAYAKINI linkini kullanabilirsiniz.