Archive for Temmuz, 2014

Balkondaki Çocuk

Salı, Temmuz 15th, 2014

bc1O nöbet akşamı hastanenin nöbetçi şefi ile görüşmek istediğini söyleyen beyefendi kendini tanıtıp hastalarımızdan biri ile görüşmek istediğini söyledi. Hastası için endişeleniyordu ve üzgün görünüyordu. Bu sözleri söyleyen tanınmış akademisyen bir doktordu ve görüşmek istediği kişi ise gözaltı uygulaması nedeniyle kapısında polis bekleyen yaşlı hastamızdı. Aralarında akrabalık bağı yoktu. Emekli ilkokul öğretmeninin gözaltına alındığını ve rahatsızlandığını duyup çıkıp gelmişti. Sağlık durumu hakkında bilgi almak için birkaç telefon görüşmesi yaptım.

Polise karşı koyma suçlaması ile gözaltı işlemi uygulanmış ve yaşlı hanımefendi polisler eşliğinde sağlık kontrolü için hastanemize getirilmişti. Muayene sırasında fenalaşması üzerine izlem amacıyla yatış işlemi uygulanmıştı. Bu yaştaki kadının polise nasıl karşı koyduğu konusu kafamızı kurcalarken evinin yıkılmaması için tek başına direniş gösterdiğini, evin balkonuna çıkıp kendini kilitlediğini binaya yaklaşmak isteyenlere de eline ne geçerse fırlattığını öğrendik.

Polis kesin emir almıştı içeriye ziyaretçi alabilmek mümkün görünmüyordu. Meslektaşıma bir önlük ve yaka kartı uydurup akşam viziti yapıyormuş gibi hemşire hanımı da yanımıza alarak odaya girmeyi başardık. Meslektaşım ile ilkokul öğretmeninin karşılaşmaları son derece sıcak ve içtendi. Uzun süre susarak birbirlerine baktılar. Uzanıp elini öpmek istedi ancak hanımefendi elini çekip “burada bu şartlarda olmaz, çok utanıyorum” dedi.

- Hocam siz bize böyle öğretmediniz. Her ne şartta olursa olsun barışçıl olmayı, sorunlara barış yoluyla çözüm üretmeyi sizden öğrendim. Şiddetten hep uzak durdum. Şimdi bu yaptığınızı anlamlandırmakta zorlanıyorum.

Hastamız eliyle ziyaretçisini işaret etti.

- En çalışkan öğrencimdi. Başarılı olacağını biliyordum. O zaman küçücük öğrenciyken de aklına yatmayan konularda böyle itiraz ederdi. Hiç değişmemiş.

- Ama hocam haksız mıyım?

- Haklısın elbet. Doğru söylüyorsun. Başından beri doğup büyüdüğüm evin yıkılmasını istemedim. Hukuk yoluna başvurup davalar açtım. Ama hukukun eğilip bükülebildiğini de gördüm. Ne zaman bir davada ara karar verilse evin bir yerlerine saldırdılar. O kadar direnmeme karşın bahçedeki asırlık iki kestane ağacını bir gecede şantiye kuruyoruz bahanesiyle yok ediverdiler. Gün gelip davayı kazansam bile elimdekileri yitirmiş olacağımı görüp mücadele yöntemimi değiştirmeye karar verdim.

Kapıda bekleyen polisin şüphelenip kapıyı aralamasıyla odada kısa bir sessizlik oldu. Hemşire hanım durumu fark edip “bekleyebilirseniz hastamızın son tahlillerini de alıp hemen geliyorum doktor bey,  diyerek odadan çıkıp kapıyı kapattı. Hanımefendi aile yadigarı evlerinin yıkılmadan restore edilerek kalması konusunda ısrar etmesine karşın yalnız bırakıldığından ve diğer kat malikleri tarafından zarara uğratılmakla suçlandığından yakındı. Binanın deprem riski taşımadığını eski olması dışında önemli bir sorunu olmadığını vurguladı. Anladığım kadarıyla kendi de o evde oturmuyor, eşyalarıyla olduğu gibi kapalı tutup ara sıra temizletmek için açıyordu. Öğrencisi hocasının ellerini tuttu göz göze geldiler.

- Hocam insanların göçüp gittiği bu dünyada evlerin de bir ömrü yok mu? Sağlığınızdan olacaksınız. Siz olmayınca geride kalan evin kime yararı var?

- Ah be oğlum. Sana pozitif düşünmeyi kayıp kazanç dengesini, hayatı ben öğrettim. Gün gelip bunları bana karşı kullananacağını bilseydim başka şeyler de öğretirdim. O bina, o küçücük ev ve özellikle o balkon benim çocukluğumu ailemi barındırıyor. İnsan kendi hayatından vaz geçer mi?

- Nasıl yani?

- Çocukluğum o evin balkonunda geçti. Kız çocuğu olunca sokağa bırakmıyorlar. O küçücük balkonda kendi kurduğum dünyada büyüdüm. O balkon benim için kimi zaman uçak oldu, kimi gün uçan halı. Hatta gemi ve denizaltı olduğunu dünyayı gezdiğimi bile hatırlıyorum. O parmaklıklara annemin çamaşır mandallarını takar her birine bir görev yükler gün boyu oynardım. Şimdi evde oturmadığıma bakma ara sıra gelip karşısında duruyor ve o balkona bakıyorum. Kendi çocukluğumu ve o balkonda hayal dünyasında oyunlarıyla meşgul o küçük kız çocuğunu görüyorum. Kendi çocukluğumu o mendeburlara kaptırmak istemiyorum.

Kapı açılıp içeriye elinde hasta dosyası ile hemşire hanım girdi. Polisin kuşkulu bakışlarını umursamadan kapıyı kapattı. Hastamızın anlatacakları ise bitmemişti.

- Dahası da var. O balkon akşamları babama kalır, günün yorgunluğunu orada atardı. Rakısını mezesini alır gece boyu o balkonda otururdu. Babam “bu akşam rakı acı geldi, su getirin” diye içeriye seslenirse yalnız içmek istemediğini anlayan annem ona eşlik ederdi. Annemle birlikte içtikleri zaman her zaman yaptığının aksine rakıya su katardı. Pek konuşmasalar da birbirlerine güleryüzle ve sevgiyle bakar, demlenirlerdi. Rahmetli annem ve babamı anmak için mezarlığa gitmek yerine akşamları yine binanın karşısında durup balkona bakarım. Pikaptan yükselen nameler eşliğinde annem ve babamı demlenirken, birbirlerine bakarken hayal ederim. Şimdi nasıl vereyim o balkonu yıksınlar diye? Siz olsanız yapar mısınız?

bc2

Öğrencisi olan meslektaşımla birlikte hepimizin gözleri dolmuştu. Bizimki hocasını yanaklarından öpüp “Hocam biliyor musunuz? İlkokulumun önünden geçerken ben de durup bahçede mendil kapmaca oynayan o afacan sarışın çocuğu, kendimi hayal ediyorum. Çocukluğumun orada bir yerlerde olduğunu bilmek gerçekten iyi geliyor.” Dedi.

Odada yeterince kaldığımızı polis memurunu zora sokmamamız gerektiğini söyleyip hep birlikte dışarı çıktık. Meslektaşım gösterdiğim kolaylık için teşekkür edip kısa süre sonra gecenin karanlığına karışıp kayboldu. Hastamızın ise ertesi gün taburcu olup gözaltı işlemi sonrası mahkemece serbest bırakıldığını öğrendik. Geçenlerde ziyarete gelen meslektaşımı arayıp hastamızın durumunu sordum. O bölgenin neredeyse tümüyle kentsel dönüşüme uğradığını bizimkinin direndiğini, evinin karşısındaki şantiye alanına izinsiz girdiği için yine hakkında işlem yapıldığını söyledi. Telefonu kapatırken “eminim balkondaki çocuk yaşadıkça mücadeleyi bırakmayacak, eski öğrencileri olarak ona eşlik etmek istiyoruz. Bir akşam o balkonun altında buluşacağız size de haber verirdim” dedi.

Mehmet Uhri